Öğrencimizin Romanya izlenimleri
Erasmus değişim programıyla eğitiminin 4 aylık dönemini Romanya'da geçiren Fen-Edebiyat Fakültesi öğrencisi Muhittin Kulak, izlenimlerini gazetemiz için kaleme aldı.

Nikoley Cavuşevski ile,
Cavuşevski öncesi, zamanı ve sonrası hakkında tam kesin birşey söylememeleriyle,
Pentagon'dan sonra Dünya'nın ikinci en büyük parlamento binasına sahip olmalarıyla,
Transilvanyali Draculasiyla,
Karpatlarin Maradonasi Gheorge HAGİ'siyle,
Avrupa Birliğinde olmasına rağmen hala mutsuz olmalarıyla,
Kendilerini Avrupalılarin ortak pazarı olarak tanımlamalarıyla,
Stea Bükreş'in Gigi BEKELA'siyle,
Hayat kadınlarıyla,
Ucuz hayatıyla,
ABD'nin her dediğini yapan hükümetiyle,
Politikacılara sıfır güvenleriyle,
Ve bir o kadarda umutlu ve açık fikirli yeni nesliyle meşhur ...
ROMANYA' DA 4 AY 4 GUN
Birgün çok zengin bir adam oğlunu yanına alarak, insanların ne kadar fakir olabileceğini göstermek için onu bir köye götürdü. Çok fakir bir ailenin evinde bir gün-bir gece geçirdiler. Şehre dönerken baba oğluna sordu: "Yolculuğumuzu nasıl buldun?", "Çok güzeldi babacığım" diye cevap verdi oğlu. "İnsanların ne kadar fakir olabileceğini gördün değil mi?" "Evet, peki neyi öğrendin?" "Şunu gördüm" dedi oğlu. "Bizim evde bir köpeğimiz, onların dört köpeği var. Bizim evde bahçenin yarısına gelen bir havuzumuz var, onların kilometrelerce uzunluğunda dereleri var. Bizim bahçede ithal lambalarımız, onların yıldızları var. Bizim taraçamız ön bahçeye kadar, onlarınki ise ufka kadar uzanıyor.'' Ufaklık konuşurken, babası şaşkınlıktan tek kelime edemedi. Ve çocuk ekledi: "Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için, teşekkür ederim babacığım!"
(Tolstoy, Hayatın Anlamı kitabından)
Erasmus öğrenci değişim programıyla Romanya'ya gitmem kesinleşince maalesef pek çok insan tarafından eleştiri yağmuruna tutuldum. En üzücü olan da akademisyenlerimizden bazıları Romanya'yı küçük görmeleriydi ve kendilerinin eğitimde onlardan kat kat üstün olduklarını söylemeseydi. Ve bana çingene lakabı takanlarımı anlatsam, bana oranın kızlarından bahsetmelerini mi anlatsam, komunist bir ülkeye gidiyorsun diye eleştirenlerimi anlatsam, Rumenlere hırsız ve soyguncu ile itham edenleri mi anlatsam, bana hava kararınca dışarı çıkma diye nasihatta bulunanları mı anlatsam, en kısa sürede Rumence öğrenmen lazım çünkü Rumenler İngilizce bilmez diye müthiş ön yargıda bulunanları mı anlatsam bilmiyorum ama ben böyle bir psikoloji altında Romanya'ya ayak bastım. İlk yurt dışı seyahatinin getirdiği tedirginlik ile Rumenlere merhaba dedim.
İlginç bir şey daha vardı ki ben Babes-Bolyai üniversitesine giden ilk ve tek Türk öğrenciydim. Rahmetli Cem KARACA'nın "Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete" şarkısını içten içe gülümseyerek mırıldanıyordum. Romanya havaalanında ve bu arada insanları izliyor ve meşhur Rumen çingenelerini arar oldu gözlerim tabii ki ortada çingene falan yok.
31 Ocak 2008 saat 19.00'da CLUJ-NAPOCA'ya vardım. Erasmus öğrencileri için ayrılmış özel yurt binasına yerleştirildim. İlk sabah bebek ağlamasıyla ve köpeklerin havlamasıyla uyandım..Evet bebek dedim. Çünkü bu yurtta doktora yapan Rumen evlilerde kalabiliyormuş. Ve köpek meselesi ise çok ilginç bunu daha sonra Rumenlerden öğrendim çünkü şehirde bir hayli köpek vardı. Çavuşesvki'nin şehirleşme politikası ile kente göç ettirilen köylülerin kendileriyle birlikte köpeklerini getirmesiymiş sebep.
Kurslar başladı. Tabii ki Erasmus partileri tanışma esnasında Türkiye'den geldiğimi söyleyince hemen şaşırıyorlar ve hemen sorular başlıyor.
Bu sorular başta siyasi olmak üzere pek çoğu dini içerikliydi çünkü müslüman olduğumu biliyorlardı ve yurtdışına çıkmadan önce yapılan oryantasyon çalışmalarının ne kadar önemli olduğunu anladım. Çünkü, oryantasyon esnasında tartıştığımız meselelerin tümüyle karşılaştım ve bu sorulara mümkün olduğunca incitmeden medeni ve tatmin edici bir şekilde cevaplar vermeye çalıştım. Bunda başarılı olduğuma inanıyorum. Çünkü bu münazaralardan sonra kişiler bana "Senin Türkiye hakkında söylediğin her şey yapıcıydı ve bizim Türkiye'ye bakış açımızı değiştirdin" demeleriydi.
Geçirilen bu güzel günleri anlatmam için onlarca sayfa gideceğinden kısa kesip Rumenlerin insanların düşündüğü gibi olmadığını ve iradeli, dürüst, alçakgönüllü, medeni olduklarını söyleyebilirim çünkü ben İstanbul'daki bir esnaf yüzünden Van'da ki esnafı sorgulamıyorum. Ben, başkent dışına çıkmadan tüm ülke hakkında yorumlarda senaryolarda bulunmuyorum. En azından tümevarım ilkesine karşı bir insanim.
Rumen arkadaşların davetlisi olarak günlerce evlerinde kaldım. Aileleri ile Paskalyalar kutladım. Romanya'nın pek çok şehrini gezdim.Rumenlerle bizzat siyaset ve bulundukları konumları hakkında konuştum..
Ve gidecek diğer Erasmus arkadaşlarıma bu programın kültür ve eğitim programı olduğunu eğlence programı olmadığını belirtmek isterim .Tabii ki eğlenmeye zaman ayrılacak fakat bunu ölçülü tutup biraz insanları izleyip Türkiye için birer temsilci olacaklarını unutmamalıdırlar. Çünkü bizler orada sıradan Muhittinler ya da Ahmetler değiliz. Bizler Türkiye'yiz yurt dışında.
Bana yöneltilen Dini ve İslam- Siyaset soruları
· Demokrasi ve şeriat beraber düşünülebilir mi?
· En ilginci bu olsa gerek bana Atatürk'ün dini soruldu? Çünkü o halifeliği ortadan kaldırdı Arap alfabesini Latine dönüştürdü diye bir yorum...
· Tüm Kürtler PKK'lı mı?
Müslümanlar terörist mi?
· Padişahlarımızın harem hayatı İslamiyet'le bağdaşıyor mu ?
· Hala harem hayatı var mı?
· Ermeni meselesi
· Eğer soykırım varsa bu Hitlerin yada Stalin'in yaptığından farksızdır ?
· Peygamberimizin çok genç yaşta ki kızla evlenmesi meselesi? Bu genç kavramı kendilerinin kullandığı bir ifadedir.
· Türkiye'de ki Kürtlerin durumu ve onların da kendi ana dillerinde bir eğitim alma durumu?
· Türkiye'nin gün ve gün daha da dindarlaşıyor iddiası
· Ülkede dindarlaşmanın tek sebebi hükümet midir?
· Türkiye'deki diğer ırkların durumu
· Tabii ki başörtüsü meselesiyle ilgili sorular
· Türkiye'de Müslüman yüzdesi
· Genel olarak halkın Atatürk'e bakış açısı
· Osmanlı'nın bu kadar yayılma politikasının sebebi? Bu kadar hakkı var mıydı?
· İstanbul'daki Ayasofya kilisesi, camisi, müzesi meselesi?
· Türkiye'nin ABD ile yakin ilişkisinin Avrupa birliğine etkisi
· Allah bizim her tur sapkınlığımıza gireceğimiz halde neden bizi yarattı?
· Musevilik, İsevilik ve Muhammedi dinleri birbirinin devamımıdır.
· İslamiyet'in son din olduğunu nerden biliyorsunuz?
· Belki de başka bir din gelecektir?
· Müslümanların Hıristiyanlığa bakış açışı
· Avrupa Birliği'nin Hıristiyan ülkelerden oluştuğu ve Türkiye'nin Müslüman oluşunun bu birliğe engel olup olmayacağı.
· Evrim ve İslamiyet meselesi evrimin kabul edilmesinin dine ne zararlar getireceğiyle ilgili sorular
· İslamiyetin şartlarından hac vazifesi haricindekileri mantıklı bulduklarını fakat hac vazifesinin zorunluluk meselesi buraya ödenecek parayla fakirlere yardım edilebileceği
· Türkiye'de şeriat kurallarının uygulanıp uygulanmadığı
· Türkiye fundamentalist mi yoksa İslamist bir ülke midir ?
· AKP hükümetinin seçimlerde oy oranının büyük bir kısmını almasının temel nedeni
· Türklerin post-modern hayat tarzına bakışı
· Türk halkının Avrupa Birliğini isteyip istemediği
· Ülkemizde 4 eşlilik meselesi?
· Bir erkek 4 kadınla evlenebilirken neden bir kadın birden fazla erkekle evlenemiyor? Bu adaletsizlik değil mi?
· Madem din güzellikten bahsediyor. Neden radikal dinci gruplar ortaya çıkıyor?
· Her din temsilcileri kendisine tabi olanların mutlak cennete ulaşacağını söylüyor. Hangi din mensupları kurtulacak?
· Şii ve Sunni tabirleri nedir? İkisi de Müslüman değil mi?
· İslam dinindeki mezhepleri; Katolik, Protestanlık ya da Ortodoksluk gibi düşünebilir miyiz?
· Sadece erkekleri camilerde görüyoruz. Kadınlar camiye gidemiyor mu?
· Kadın ve erkekler neden beraber namaz kılamıyor?
· Din insanoğlunun uydurmuş olduğu bir kavram kargaşasıdır diye felsefik bir soru?
· Niçin domuz eti yemiyoruz?
· Müslümanların 13 sayısının uğursuzluk getirip getirmediğine dair görüşü nedir?
· Din ile bilim birlikte düşünülebilir mi?
Muhatap olduğum bu sorular farklı zamanlarda farklı kişiler tarafından soruldu.
Tabii bunlar soruların sadece çok küçük bir kısmı.
Herkese Erasmus ve benzeri programların çok güzel özellikle ülkesine faydalı olması dileğiyle...
"Bir insanin en büyük fedakarlığı doğduğu yeredir ve en büyük ihaneti ise yaşadığı vatanadır." (Adnan MENDERES)
Böyle bir şuurun gençliğimizde oluşması temennisiyle...
Peşin önyargısız bir hayat felsefesinin insanlıkta oluşması arzusuyla...
Ben kendimi Tolstoy un ilk paragrafta verdiği "Çocuk" gibi görüyor ve bana
Romanya hakkında eleştiri yapanları da orda ki "Baba" gibi görüyorum.
MUHITTIN KULAK
FEN-EDEB.FAKULTESI
BIYOLOJI BOLUMU
4.SINIF
|